Erdoğan’ın konuşmasından satır başları;

Diyanet İşleri Başkanlığımız 129.000 mensubu ile 81 vilayetimizin tamamının yanı sıra Asya’dan Avrupa’ya dünyanın farklı köşelerinde ilim ve irşat çalışmaları yürüten göz bebeğimiz bir kurumdur.

Maalesef toplumun belli bir kesimin Diyanet İşleri Başkanlığımızın özellikle görev alanının sadece cami ile sınırlı olduğunu düşünüyor.

Oysa diyanet camiamız insani yardım çalışmalarında, eğitim ve irşat faaliyetlerinde, insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde, milli bünyemize yabancı sapkınlıklarla mücadelede çok önemli roller üstleniyor.

Sınırlarımızın hemen dibinde yuvarlanan deaş belasının en az zararla atılmasında da Diyanet camiamızın fayı büyük olmuştur.

15 Temmuz darbe girişiminin soruşturulmasında gerekse FETÖ ihanet çetesinin toplum bünyemizde açtığı yaraların sarılmasında Diyanet İşleri Başkanlığımız hep ön saflarda yer almıştır.

Salgınla mücadelemizi sürdürüyoruz, hep söylediğimiz gibi bu kurallara uymamak kul hakkına girmektir.

Ayasofya kararıyla Türkiye bağımsızdır, üzerindeki bir gölgeyi kaldırmış, iradesine vurulan bir prangadan daha kurtulmuştur.

Sümela Manastırı kararında ise ülkemizin dini özgürlüklerle ilgili hiçbir kompleksinin olmadığını dost düşman herkese göstermiştir.

Batı ülkelerinde ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığı zehirli bir sarmaşık gibi yayılıyor. Müslümanlara ait iş yerleri hemen her gün faşist grupların hedefi oluyor. Müslüman kadınlar baş örtülerinden dolayı sokakta, çarşıda, okulda sözlü ve fiili tacize maruz kalıyor. Neredeyse her gün Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen, işten atılan insanlarımızın haberlerini alıyoruz.

Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırıların fikir özgürlük olarak gösterilmektedir

Batı ülkesinde ırkçılık ve İslam düşmanlığı bizzat devlet tarafından himaye ediliyor.

Avrupalı liderler İslam’ı hedef göstererek kifayetsizliklerini örtmeye çalışıyor.

Fransız devlet başkanı olarak İslam’ın yapılandırılmasından bahsetmesi hadsizliktir, edepsizliktir.

Fransız toplumu içinde yaşayan Müslümanların ayrılıkçı olarak damgalanması, çok büyük çatışmaların kapısını aralayacaktır. Hiç kimsenin Müslümanların can ve mal emniyetini inanç ve ibadet özgürlüğünü riske atma hakkı yoktur.

Hibya Haber Ajansı

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here