Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son aylarda özellikle aşı çalışmalarıyla beraber toplumlar arasında iş birliklerinin gündeme geldiğini ve hızlandığını söyledi.

Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar Ünversitesi Sosyoloji Kulübü tarafından düzenlenen “Pandemi Sürecinde Sosyolojinin Yeri ve Önemi” başlıklı panelde pandemi sürecinin dünyada ve ülkemizdeki sosyolojik yansımaları ve toplumsal etkileri masaya yatırıldı.

Pandemi önlemleri nedeniyle çevrimiçi gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 14 Kasım Dünya Sosyologlar Günü’nde düzenlenen panelin çok anlamlı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Pandemi süreci, sosyolojik olarak çok zengin bir dönem oldu”

Özellikle Covid-19 salgınının dünya genelinde, toplumsal yaşamlar üzerinde belli etkiler bıraktığının bilinen bir gerçek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sosyoloji ilmi de böyle bir gelişmeden bir bütün olarak toplumun ve onu şekillendiren toplumsal yapının nasıl etkileneceğine odaklanmış durumda. Pandemi sürecinde özellikle toplumsal yaşamın hem sosyolojik hem psiko sosyolojik, siyasal ve uluslararası alanı ele alan, ekonomik düzen, eğitim sistemleri gibi farklı kesitleri üzerinde biraz da ilişkisel sosyolojik bakış açısıyla çeşitli araştırmalar ve değerlendirmeler yapıldığını farklı platformlardan izleme fırsatı bulduk. Özellikle çok fazla alan araştırması yapıldı bu süreçte. Biz de sosyoloji bölümü olarak pandemi sürecinde göçmen yalnızlığını ele alan bir araştırma yaptık. Kurban Bayramı ile ilgili olarak bayramlar üzerinde pandeminin etkisini ele alan bir araştırma gerçekleştirdik. Sosyolojik anlamda çok zengin bir dönem oldu pandemi süreci. Özellikle sosyolojiye dayalı bir yaklaşımla salgının toplum üzerindeki etkilerine bir ayna tutulmaya çalışıldı. Bilindiği üzere virüsle birlikte ortaya çıkan sosyal yaşam ve toplumun nasıl dönüştüğü hakkında sosyolojik çalışmalar önem arz ediyor. Bu bağlamda Türkiye’deki ve dünyadaki sosyologların çok verimli bir süreç geçirdiğinin altını çizmek gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Aşı çalışmaları dünyada iş birliğini hızlandırdı”

Pandeminin ilk döneminde toplumların karantina ve kısıtlama süreçleriyle içe kapalı bir dönemden geçtiklerini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son aylarda özellikle aşı çalışmalarıyla beraber ülkeler ve toplumlar arasında iş birliklerinin hızlandığını kaydetti.

Prof. Dr. Fahri Çakı: “Yoksullar, göçmenler, çocuklar ve engelliler hasar görmeye açıklar”

Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Çakı, “Pandemide Sosyolojinin Önemi” başlıklı konuşmasında sosyolojinin ilk çalışma alanı hedefinin pandeminin kök nedenlerini araştırmak olacağını, bu kök nedenleri de doğa, sosyal ve siyasal yapı ya da modernitenin risk yaratan doğası şeklinde sıraladı. Bazı toplumsal grupların diğerlerine göre daha kırılgan ve hasar görmeye açık olduğunu belirten Çakı, “Yoksullar, göçmenler, çocuklar, engelliler, yaşlılar, özel bakıma muhtaçlar ve kadınlar diğer toplumsal kesimlere göre çok daha kırılgan ve hasar görmeye açık yapıdadırlar. Sosyolojinin pandemi döneminde, ikinci olarak hedefi de bu grupların dirençlerinin artırılmasına yönelik bilgi üretimi ve çözüm önerileri geliştirmek olacaktır” dedi.

Prof. Dr. Fahri Çakı, sosyolojinin çok önemli bir diğer katkısının da pandemi risklerine ilişkin sosyokültürel algılar, iktidar ilişkileri, kullanılan dil, tarihsel ve sosyal bağlam temelinde pandemilerin sosyal inşa süreçlerine odaklanmak olacağını söyledi.

Doç. Dr. Filiz Göktuna Yaylacı: “Pandemi sığınmacı ve mülteci grupları olumsuz etkiledi”

Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Filiz Göktuna Yaylacı, pandemi sürecinin en yıkıcı etkilerinin sığınmacı ve mülteci gruplar üzerinde olduğuna dikkat çekerek bu alanda yapılan çalışmalardan bahsetti. 2019 yılı sonu itibarıiyle zorla yerinden edilen 79,5 milyon kişinin bulunduğunu kaydeden Yaylacı, dünyada 26 milyon resmi sığınma hakkı alan mülteci, bunlardan 47,5 milyonun kendi ülkesi içinde yerinden edildiğini söyledi.

Uluslararası Göç Örgütü’nün açıklamalarına göre yüzbinlerce göçmenin bu süreçte işlerini kaybettiğini belirten Yaylacı, “Göçmenlerin çoğu güvencesiz, koruyucu ekipmanlar olmadan sağlıksız işlerde çalışmaya devam etmektedir. Salgının başlangıcından bu yana yoksul göçmenlerin sağlık hizmetine, temel barınma, beslenme ve hijyen koşullarına erişiminde sorunlar yaşamaktadır. Sığınmacı çocukların uzaktan eğitime erişim konusunda da eşitsiz durumları devam etmektedir. Pandemi ile birlikte her ne kadar hareketlilik sınırlandırılsa da göçmenler yaşamlarını tehdit eden koşullarda göç yollarına çıkmaya ve sınırları geçmeye devam etmektedir” diye konuştu.

Bu süreçte medyadaki olumsuz algının daha da belirginleştiğini ifade eden Doç. Dr. Filiz Göktuna Yaylacı, bu konuda dışlayıcı ve ötekileştirici yaklaşımların terk edilmesi gerektiğini söyledi. Yaylacı, göçmen ve sığınmacıların Covid-19’la ilgili bilgilendirmelerinin de önemine işaret etti.

Prof. Dr. Chulpan İldarhanova, pandeminin Rusya toplumundaki etkilerini anlattı

Tataristan İlimler Akademisi Aile ve Demografi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Chulpan İldarhanova, bu süreçte Rusya’da yapılan araştırma ve çalışmalara değindi. İldarhanova, Rusya’da bin 300 erkekle yapılan araştırmada, Rus erkeklerinin aile ilişkilerinde sorunlar yaşadığını belirterek “Evli erkeklerin aileleri ve çocuklarıyla izolasyon döneminde bu kadar çok zaman geçirmeye hazır olmadıklarını bulduk. Rus erkekler kendilerine ait, özel alan ihtiyacı bulunuyordu. Evli erkekler ev işleri ve evin problemleriyle daha çok ilgilenmek zorunda kaldı. Aynı zamanda bekar erkekler, yalnız yaşamanın avantajlarını tekrar değerlendirdiklerini, evlilik ve çocuklar hakkında daha sık düşündüklerini aktardılar” dedi.

Hibya Haber Ajansı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here