Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      0
      BIST
    • DOLAR
      0
      Dolar
    • EURO
      0
      Euro
    • ALTIN
      0
      Altın



Amerikan Tarzı Senaryo Örneği!

Tarih: 24-01-2017 22:04:21 + -


Bir Cuma sabahıydı. Meral hanım yine duramamış erkenden kalkmış kahvaltıyı hazırlamaya koyulmuş ve ev sakinlerinin uyanmasını bekliyordu. Sabahın erken saatlerinde yine o gürültülü ve çok rahatsız edici motor sesleri duyulmaya başlamıştı. Evdekilerin uyanmasına da bu motor sesleri neden olmuştu. Evin kızı esma gürültüye neden olan motorculara söylene söylene yatağından kalktı ve annesinin yanına geldi. Daha sonra tek tek bütün ev sakinleri uyandı. Evdeki herkes ve nerdeyse tüm mahalleli bu motorculardan ve neden oldukları gürültüden şikâyetçilerdi. Bu motorcu tayfasının günden güne toplumdan soyutlanmaya başladığının ve git gide itici bir hal aldığını düşünüyorlardı. Kimse bu rahatsız edici tavırları yüzünden sevmiyordu onları.


Amerikan Tarzı Senaryo Örneği!

Bir Cuma sabahıydı. Meral hanım yine duramamış erkenden kalkmış kahvaltıyı hazırlamaya koyulmuş ve ev sakinlerinin uyanmasını bekliyordu. Sabahın erken saatlerinde yine o gürültülü ve çok rahatsız edici motor sesleri duyulmaya başlamıştı. Evdekilerin uyanmasına da bu motor sesleri neden olmuştu. Evin kızı esma gürültüye neden olan motorculara söylene söylene yatağından kalktı ve annesinin yanına geldi. Daha sonra tek tek bütün ev sakinleri uyandı. Evdeki herkes ve nerdeyse tüm mahalleli bu motorculardan ve neden oldukları gürültüden şikâyetçilerdi. Bu motorcu tayfasının günden güne toplumdan soyutlanmaya başladığının ve git gide itici bir hal aldığını düşünüyorlardı. Kimse bu rahatsız edici tavırları yüzünden sevmiyordu onları.

-          Esma:  Sevemedim gitti şunları. Sabahın erken saatlerinde ne buluyorlarsa şu motorda. Bir de motorlarından çıkan şu ses yok mu bütün uykumu alt üst ediyor. Yeni bir güne her zaman ki gibi kötü ve sinirle uyanmama neden oluyorlar. En sonunda şikâyet edeceğim onları.

-          Meral hanım: Boş ver kızım şunları. Bunlarla uğraşmaya değmez. Baksana günden güne toplumdan ayrı tavırlar sergiliyorlar. İnsanların huzurunu kaçırmaktan başka bir şey yaptıkları yok. Birileri bunlara dur demedikçe bu işin sonu gelmez. Sadece bizim yapabileceğimiz bir şey değil.

Siyah deri ceketleriyle, bir sürü zincirli ve yırtık pantolonlarıyla, kollarının tamamını kaplayan farklı dövmeleri ve uzun saçlarıyla sıra dışı bir kişiliğe sahip olan bu motorcular kimseyi umursamayan, kendi canının istediklerini yapan serseri kılıklı tiplerdi. Sorumluluk nedir bilmeyen, aile kavramına tamamen aykırı olan, tüm gün motorlarıyla ilgilenen ve motor kullanan bu gençler mahalleli tarafından sevilmez bir halde idiler. Aslında bu serseri tiplerinin altında farklı kişilikleri ve saklamak istedikleri zayıf yönleri bulunmaktadır. Kimisi aile sevgisinden mahrum kimisi çocukluğunu yaşayamamış kimisi de istediği gibi bir arkadaş ortamına sahip olamamış durumdaydılar. Şimdiyse bunların acısını çıkarmak için serseri bir motorcu kılığının altına gizlenmişlerdi. Aslında onlarda toplumdan birileri olup normal insanlardan bir farkları yoktu. Motor tutkunları hariç.

Kahvaltı vakti sona ermişti. Herkes bir köşeye çekilmişti.  Esma’da okula gitmek için hazırlanmış ve evden çıkmıştı. Motorculardan biri olan Ömer esmayı çok seviyordu. Devamlı evinin etrafında dolaşıyor, esmayı gözetliyor, onun yaptıklarını takip ediyordu. Her gün okula gidip gelirken devamlı peşindeydi. Esmada bu durumun farkındaydı. Ama diğer arkadaşlarıyla sergilemiş oldukları davranışlar, içerisinde bulundukları tarzdan dolayı ve mahallelinin onlara karşı oluşturmuş olduğu ön yargılar kızında kafasını bulandırmış ve onlara karşı esmada da bir ön yargı oluşmuştu. Sevememişti bir türlü onların grubunu. Fakat esma’da da Ömer’e karşı bir şeyler yok değildi. Ömer’in yeşil gözleri ve buğday teni esma’yı ona çekmiyor değildi. Ne kadar ilgisi olsa da çevrenin onlara verdiği tepki ve oluşturmuş oldukları ön yargıdan dolayı esma yine de Ömer’den geri duruyor kendisiyle konuşmasına izin vermiyordu. Ömer ise esma ile konuşmak için adeta fırsat kolluyordu.

Aynı zamanda esmaya takılan ve onu aşırı şekilde rahatsız eden, serserinin teki olan bir çocuk daha varmış. Aynı üniversite de fakat farklı bölümde okumaktalarmış. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Kenan, bütün kızları mal varlığı ve yakışıklılığıyla etkileyebilmekteymiş. Sarı saçları ve siyah renkte olan boncuk boncuk gözleriyle tüm kızların dikkatini üzerine bir bakışıyla çekiyordu. Fakat tüm kızlara çekici gelen Kenan nedense esmayı bir türlü etkileyemiyor aksine esma ona nefret dolu gözlerle bakıyordu. Çünkü Kenan’ın yakışıklılığının ardında sadece ve para ve tek gecelik ilişkiler yatmaktaydı.

 

 Esma’da bunun farkında olduğu için Kenan’dan daima uzak duruyor kendisiyle iletişime geçmesine izin vermiyordu.

Aksine Kenan’ın ise bu durum çok hoşuna gidiyor ve esma’da çözemediği, diğer kızlardan onu ayıran bir özelliğinin olduğunu düşünüyor ve kendisini bu özelliğiyle ona çeken tarafı bulmak için çabalıyordu. Adeta son zamanlarda esma Kenan için bir odak noktası olmuştu. Esma’yı okul içerisinde, dışarıda, her gördüğü yerde önünü keser olmuştu. Devamlı ona çok güzel ve çekici olduğunu, diğer kızlara hiç benzemediğini ve onlardan ayıran farklı bir özelliğe sahip olduğunu söylemekteydi. Esma ise bu durumdan çok sıkılmış resmen üzerine sülük gibi yapışan Kenan’dan kurtulmanın yollarını aramaktaydı fakat elinden hiçbir şey gelmiyordu. Ne ailesine söyleyebiliyor ne de arkadaşlarıyla paylaşabiliyordu bu konuyu. Çaresizdi.

Okul bitmiş esma evine dönmüştü. Önünde koskocaman bir hafta sonu tatili vardı. Havalar artık günden güne güzelleşiyor adeta baharın geldiğinin müjdesini veriyorlardı. Vakit artık evde durma vakti değil dışarıda gezip eğlenme vaktiydi. E ne de olsa esma da bir genç kızdı ve bu bahar aylarında kanı kaynıyor içi içine sığmıyordu. O da arkadaşlarıyla dışarıda gezip tozmak eğlencenin dibine vurmak istiyordu. Belli bir planı yoktu hafta sonu için.

Cumartesi olmuştu. Esma odasına vuran güneş ışığıyla ve dışarıda ötüşen kuşların sesleriyle uykusunu almış bir şekilde yatağından doğruldu ve pencereye doğru gitti. Camı açtı ve etrafı şöyle bir süzdü. Herkes bu güzel bahar havasını kaçırmamak için sanki kendilerini dışarı atmışlardı.

-          Esma: Ne güzel bir gün! Herkes dışarıda. Herkes geziyor. Bu güzel günün tadını ben de çıkarmak istiyorum, dedi. Ve en yakın arkadaşı olan Buse’yi aradı.

-          Esma: Alo! Buse günaydın, bugün için bir planın var mı?

-          Buse:  Günaydın esma. Hayır, herhangi bir planım yok. Ne oldu?

-          Esma: Dışarı da çok güzel bir hava var. Ne dersin bir şeyler yapalım mı? Biraz dolaşır sonra da güzel bir kafede bir şeyler içeriz. İkimiz için de bir değişiklik olmuş olur. Havamız değişir.

-          Buse: Ne iyi düşündün esma. Ben de ne zamandır sıkılıyordum. Hep okul hep okul. Farklı bir aktivite yaptığımız yok. Eminim çok iyi gelecektir bize bu. Kahvaltıdan sonra sizdeyim.

-          Esma: Sabırsızlıkla bekliyorum.

Diye kahvaltıdan sonra dışarı çıkmak için sözleşmişlerdi. Esma, kahvaltısını yapmış ve hazırlanmak için odasına gitmişti. Dolabını açtığında ne giyeceğini pek kestirememişti, biraz düşündükten sonra dışarıdaki havaya yaraşır bir kıyafet giymek istediğine karar verdi ve tam bir bahar havasına yaraşır cıvıl cıvıl renkleriyle göz kamaştıran mini bir elbise giymeyi tercih etti. Saçlarını açık bıraktı ve yazlık babetlerini giydi. Aksesuar olarak da sade bir saat ve uzun bir kolye takmıştı. Ve esma bu güzel günün tadını çıkarmaya hazırdı. Buse hemen gelmişti. Evde daha fazla durmak istemeyerek çok geçmeden kendilerini dışarı attılar. Esma dışarıda ki güzel havayı dolu dolu içine çekti. Hemen oturmak istemiyorlardı. Baya bir gezdikten sonra yorulmuşlardı. Bulundukları yerin yakınında büyük bir cafe vardı. Dışarıdan bakıldığında sosyetik bir mekâna benzese de içeride oturanlar pek de sosyeteden gibi durmuyorlardı. Zaten başka seçenekleri de yoktu, çok yorulmuşlar ve oturacak bir yer arıyorlardı. Hiç düşünmeden cafeye doğru yöneldiler ve içeri de boş bir masaya oturdular.

 

 

 

Ömer yine olduğu gibi esmanın peşinden ayrılmıyor ve peşi sıra arkasında geziyordu. Esmanın arkasından arkadaşlarıyla beraber onlarda kafeye girmişler ve esmaya yakın boş bir masaya oturmuşlardı. İçeridekiler Ömer ve arkadaşlarına alaycı tavırlarla bakıyorlar giymiş oldukları kıyafetleriyle adeta dalga geçercesine yüksek kahkahalar atarak gülüyorlardı. Herkes onları dışlıyor orada bulunmalarını istemiyorlardı. Ama bu pek de Ömer’in umurunda değildi. Söylenenlere her ne kadar sinir olsa da mekânda huzursuzluk çıkarmak istemediği için sesini çıkarmıyor tek ilgi odağı olan esma’ya bakıyordu.

Kenan ve arkadaşları da mekândaydılar. Esma’yı kafeye girdiğinden bu yana gözlerini ayırmayan Kenan’ın artık canına tak etmişti. Esmanın ona yüz vermemesi ve hep nefret dolu gözlerle bakması sinirlerini bozmaktaydı. Aniden yerinden kalktı ve esmaların bulunduğu masaya doğru yöneldi. Masanın başına gelerek alaycı bir tavırla:

-          Kenan: Yavrum ne zamana kadar sürecek bu nazın. Artık sence de yetmedi. Bırak şu tavırlarını da gel biraz eğlenelim.

-          Esma: Ne saçmalıyorsun sen? Ne nazı? Ben senden nefret ediyorum. Senin gibilerle ne işim olabilir ki benim. Hemen git buradan.

-          Kenan:  Oo çok da sertiz bakıyorum. Bana bu ayaklar sökmez kızım. Ben senin gibileri çok tanıdım. Gel bakıyım sen şöyle,

Diyerek esmayı kolundan tuttuğu gibi kendisine çeker.

-          Esma: Bırak kolumu. Canımı acıtıyorsun.

Diye bağırmaya başlar. Fakat çevredeki herkes bunu görmesine rağmen olaya sessiz kalırlar ve sadece izlemekle yetinirler. O sırada olanları gören Ömer aniden yerinden fırlayarak esmanın yanına gider ve sert bir şekilde Kenan’a vurarak onu yere yığar. Esmayı da elinden kurtarmış olur. Neye uğradığını şaşıran Kenan hemen toparlanarak yerden kalkar ve:

-          Sen de kim oluyorsun? Ne demek oluyor bu yaptığın? Ne cesaretle bana vurursun? Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Gibi cümlelerle bağırıp çağırmaktadır. Sinirli bir şekilde Ömer’in üzerine yürür ve yine Ömer’den yediği bir yumrukla yere yığılır. Bir süre kendini toplayamayan Kenan öylece Ömer’e bakmakta ve Ömer’in dediklerini dinlemektedir.

 

-          Ömer:  Asıl sen kimsin de bizim mahallemizin kızına sarkıntılık ediyorsun. Ona dokunabilme cesaretini nereden buluyorsun. Senin gibi zengin züppelerine buralarda yer yok bilesin. Elimden bir kaza çıkmadan arkadaşlarını da al ve bir an önce buradan git yoksa sonrasına karışmam. Anladın mı beni?

 

Diye sertçe ithamda bulunur.  Kenan’ın arkadaşları Ömer’in etrafını sarmışlardı. Kenan ise sanki hiç yumruk yememiş gibi Ömer’e alaycı gülüşlerle bakıyordu. Kenan’ın bir kaş göz işaretiyle arkadaşları Ömer’i dövmeye başlamışlardı. Ömer’in arkadaşları da hemen olaya müdahale etmişler ve Ömer’i onların elinden kurtarmışlardı. Herkes sessizce olayı izliyor hiç kimse bir şey yapmıyordu. Kavgayı ayırmaya çalışmıyorlardı.

 

 

 

Esma ve arkadaşı Buse çok korkmuş bir şekilde kuytu bir yerden olayı izlemekteydiler. Buse olay esnasında korkusundan duramamış ve polisi aramıştı. Polislerin yaklaştığı siren sesinden belliydi. Ömer son sözlerini Kenan’a söyledikten sonra esma ve arkadaşını alıp arkadaşlarıyla mekândan çıkacakları zaman Kenan son bir hamleyle yerinden kalkmış ve cebindeki bıçağını çıkarmış Ömer’e saplamak için hızla ona doğru yürüyordu.

 

Mekândakilerin ‘’ Yapma’’ sesiyle irkilen ve aniden arkasını dönen Ömer Kenan’ın bıçağı saplamasına izin vermeden kolundan kavramış, karnına bir tekme atarak onu yere yatırmıştı. Elini yere vura vura bıçağı bıraktırmış ve acımasızca ona vurmaya başlamıştı. Sinirini alamıyordu bir türlü. Ömer’in arkadaşları hemen onu tutmuş ve geri çekmişlerdi. Çok geçmeden polis gelmişti.

 

Kenan’ı tutukladılar. Motorcu gençlerin, kızların ve mekân sahibinin ifadesini aldıktan sonra kalabalığı dağıtarak mekândan ayrıldılar. Esma ise çok korkmuş bir şekilde Ömer’in boynuna sarılmış hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Korkusu hala geçmemişti. Elleri ayakları tir tir titriyordu. Çok geçmeden esmanın ailesi geldi ve kızlarını motorcu çocuğun boynuna sarılmış ağlarken gördüklerinde çok şaşırdılar. Kızları sevmedikleri, itici buldukları o motorcunun boynunda ne arıyordu?  

 

Ne de olsa durumdan haberdar değillerdi. Bilmiyorlardı ki esma’yı o serserinin elinden Ömer’in kurtardığını. Vakit kaybetmeden,

 

-          Esma’nın babası: Kızım, bu hal bu vaziyet ne? Ne yapıyorsun sen?

 

Diye bağırdı. Esma babasının sesini duyar duymaz Ömer’in kollarının arasından ayrılarak hemen babasına sarıldı ve olan biteni bir solukta anlattı.

 

-          Esma: Babacığım beni serserilerin elinden Ömer kurtardı. Kenan bana laf atarken kimse oralı olmadı kimse bana yardım etmedi. Herkes sessizce baktı, izledi ama Ömer beni o serserinin elinden kurtardı ve canını ortaya koyarak beni kurtarmak için Kenan’la kavga etti. Az kalsın canından oluyordu.

 

 

Babası bunları duyunca büyük bir utanç içinde kızına sarıldı. Ömer’e karşı mahcup durumdalardı. Sonuçta asıl onlardan böyle bir yardım beklemiyorlardı. Hiç düşünemezlerdi onların kızlarını canı pahasına da olsa kurtulmasına yardım edeceklerini.  Ne de çok

Yanılmışlar onlar hakkında. Neler demişlerdi. Şimdi ise utanç duyuyorlardı onları tanımadan yargıladıkları için. Annesi ve babası utanç dolu gözlerle Ömer ‘e dönerek:

-          Biz sizi çok yanlış tanımışız evladım. İstemeden hakkınızda bir sürü yanlış hüküm verdik. Bizi affedin. Sana ve arkadaşlarına nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyorum. Size çok büyük minnet borçluyuz.

 

 

 

-          Ömer: Teşekkür edilecek bir durum yok ortada. Biz sadece insanlık görevimizi yaptık. Her kim olsa aynı şeyi yapardı diye düşünüyorum. Sizden tek ricam; insanları dış görünüşlerine göre yargılamayın. Onları tanımadan haklarında ileri geri konuşmayın.

 Benim bir motorcu olmam sizden ve toplumdan ayrı bir kişilik olduğumu göstermez. Biz de herkes gibi insanız ve bu toplumun birer üyeleriyiz. Bizi de bu şekilde kabullenirseniz çok seviniriz.

 

 

Diyerek esmanın ailesine ve çevrede bulunan insanlara güzel bir mesaj verdiğinin düşüncesiyle arkadaşlarıyla motorlarına binerek mekândan uzaklaşırlar. Esma ve ailesi de Ömer’in söylemiş olduğu sözlerden dolayı yüzleri utançtan iyice kızarmış halde bir daha aynı hataya düşmeyeceklerinin temennisiyle onlarda oradan uzaklaşırlar.






Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Dünya Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
VİDEO GALERİ
YUKARI