Fed faiz artırımı ve zorlu ekonomik koşullar… Zorlu ekonomik zemin ile beraber, buna karşıt olarak tahvil faizlerindeki artış ve dolar endeksinin güçlenmesi fiyat eğilimleri konusunda birbiriyle tezat durumlar yaratıyorlar. Son dönemde Fed için faiz artırımlarının konuşulması, temelde tahvil faizlerindeki artışı açıklamakla beraber, aslında genel zeminin enflasyonda bozulan beklentilerle oluştuğunu hatırlamakta fayda var.

 

Ana politika olgusunda yatırım perspektifi… Piyasalardaki makroekonomik dengelere baktığımızda; elimizde yüksek enflasyon olgusu ve bulanıklaşan bir küresel ekonomik büyüme görünümü olduğunu görmekteyiz. Normalde finansal aktörler Fed’in sıkılaştırma beklentisiyle piyasaya girdiğinde altın satardı. Bu sefer altın güçlü kaldı. Pazarlarda gidecek başka araç olmadığı için de güvenli bir liman haline geldi. Döviz kurlarındaki hareketlerde çok algı kayması olabiliyor. Finansal aktörlerin ne açıdan baktığına bağlı. Faiz artırımları, ekonomi dışı politik faktörler, reel gelirlerin enflasyon etkisi gibi çok fazla çoğaltılabilecek faktör var. Enflasyona, politika sıkılaştırma yaratır ve faizleri artırır perspektifiyle bakarsanız değerli metalleri satarsınız. Ancak risk profilindeki artış ile enflasyondan korunma güdüsüyle bakarsanız da tam tersini yaparsınız. Güncelde yaşanan durum da yaklaşık olarak buna benzer. Küresel dengesizlikler ve jeopolitik risklerin artması, bu dönemde klasik perspektiften ayrı bir alternatif yatırım perspektifi oluşturabilir.

 

Ekonomik altyapı… ABD’de %7 seviyesinde yukarıya meyil etmeye devam eden enflasyon, Fed’in sıkılaşmadan geri durmamasında en ana faktör olacak. Tedarik zinciri sorunları, genel profil içinde ciddi bir enflasyon baskısına yol açtı ve bu sıkıntıların tam olarak hafiflememesi, enflasyonda baskının ve ana eğilimin bir süre daha yukarı olmasına ve yakın dönem tahmin ufkuna dair beklentilerin bozuk kalmasına neden olacaktır. Para politikasında normalleşme olgusu, enflasyonun o kadar da geçici olmayabileceği algısıyla son dönemlerde ciddi ağırlık kazandı ve günümüz itibariyle aksiyon safhasındayız. Yani; Fed çok gevşek para politikasından sıkı para politikasına doğru geçiş yapıyor.

 

Politika sıkılaşmasında da kaçınılmak istenen toksik etkiler var aslında. Mesela aşırı agresifleşmenin getireceği uygulama hatalarının ekonomide sert dönüşe sebep olma riski gibi. Aslında piyasa beklentileri önden, çok da aşırı bozulma içeren bir durum olmadığı halde, agresifleştirdi. Fed, bu derece agresif olmazsa market dostu bir sıkılaşma patikası oluşturacaktır, ki bu aslında en ideal olarak nitelendirilecek geçiş senaryosu. Bir yandan enflasyondaki agresyonu kontrol altına alma amacı, bir yandan da ekonomik büyümenin devamlılığı konusu… Fed, Mart’ta faizleri artırmaya başlarken ve parasal sıkılaşmayı gerçekleştirirken ekonomik büyüme dengesine ve piyasa istikrarına zarar vermek istemeyecektir.

 

Sonuç? FOMC toplantısından beklentiler daha önce çok yükseltilmişti. Dolayısıyla aşırı agresif açıklamalar olmadığı sürece piyasanın baz beklentisi içinde kalacak bir trend olumlu algılanabilir. Temel gerçek, faiz artırımlarının ekonomi üzerinde yavaşlatıcı bir etkisi olmadığı üzerinden dönecektir. Fed’in aşırı agresif olmasını gerektirecek ek bir aksama olmasa da, IMF’nin zayıf ABD ve Çin büyümesine dayalı olarak küresel ekonomik görünümü düşürmesi, artan aşağı yönlü ekonomik risklerin de değerlendirileceği daha az agresif bir yola işaret edebilir. Fed şahin görünüşünden pek geri çekilmeyecek, ancak artan risk dengesini de hesaba katacak görünüyor. Ve aslında, o risk dengesi portföy alokasyonlarındaki ayarlamaya zemin oluşturacak bir potansiyel yaratıyor.

Kaynak Enver Erkan / Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here