Günlük şeker tüketiminin enerji ihtiyacımızın yüzde 10’u kadar olduğunu ve bu miktarın aşılmaması gerektiğine dikkat çeken Medipol Mega Üniversite Hastanesi Diş Hekimi Dr. Özlem Berker, şunları söyledi;

 

“Şekerli gıdaları tükettikten sonra fırçalamayı bekletmemek çürüğe karşı korunmayı artırır. Bol lifli gıdaları ve meyvelerden alacağımız şekerleri beslenmemizde tercih etmeliyiz. Ağızda zor eriyen ve yapışkan şekerlerden kaçınmalıyız. Şekerli besinleri öğün aralarında değil öğünler sırasında tüketmeliyiz. Öğünlerden hemen sonra dişlerimizi fırçalamalıyız. Düzenli diş hekimi kontrollerine gitmeliyiz. Çünkü hekim tarafından uygulanacak kontrollü flor uygulamaları şeker tahribatlarını minimalize eder. Dişler üzerinde şeker tutunmasını üst seviyeye çıkartan girintili yüzeyler varsa hekimin uygun gördüğü metotlarla bunlar giderilebilir. Çocuklarda fissür örtücü bu noktada önemlidir. Başlamış çürükler de hekim kontrolünde çok büyümeden tedavi edilmiş olur.”

 

Berker, “Rafine işlenmiş ve karbonhidrat içeren yiyecekleri sindiren bakteriler, ağız ortamına asit salgılayarak diş minelerinde çürük oluşturur. Özellikle yapışkan ve sert formdaki şekerler, ağız ortamında uzun kaldıkları için bakterilerin daha çok asit üretmesine neden olur. İlk 20 dakikada ise asit, maksimum seviyeye ulaşır. Bu kalıntılar, dişler üzerinden doğru şekilde uzaklaştırılamıyor veya hemen fırçalanmıyorsa çürük riskini yükseltir” bilgisini verdi.

 

Paketli gıdalar özellikle de şeker, karbonhidrat, asitli içecek ve yiyeceklerin ağırlıklı olarak tüketilmesinin diş çürüklerine yol açtığını ifade eden Berker, diş çürükleri konusunda yapılan deneysel çalışmalarına değinerek diş çalışmaların sonuçları incelendiğinde, şeker alım sıklığı, miktarı, şekerin fiziksel formu, öğünlerde ya da öğün aralarında tüketilmesi gibi konuların çürüklerle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Hibya Haber Ajansı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here