MEHMET BAYER – 16.03.2022 – Hibya – Çanakkale Deniz Zaferi’nin kazanılmasında denize dökülen mayınların yanı sıra boğazın Anadolu ve Rumeli bölgelerine konuşlandırılan topçu birliklerinin büyük gayreti başarıyı getirdi.

İngiliz ve Fransız donanmasına ait onlarca yüzer unsurun Çanakkale Boğazı’nı geçip, İstanbul’u ele geçirme planlarının ilk safhası, 107 yıl önce gerçekleştirilen Çanakkale Deniz Savaşları oldu.

”Yenilmez Armada”nın ilk bombaları 3 Kasım 1914’te atıldı. Dış tahkimat bölgesine 17 dakika süren topçu taarruzu, menzilin dışından yapıldığı için Türk topçusu bir şey yapamayarak uygun sığınaklara çekildi. Mermilerden biri Seddülbahir Kalesi içindeki cephaneliğin 3 metre kalınlıktaki toprak dolgusunu ve tavanını delerek içeride patladı. İçeriye sığınmış 5 subay ve 81 er bu olayda şehit oldu, 23 er yaralandı. Müttefik filosu bu tarihin ardından, 19 ve 25 Şubat’ta da boğaz girişindeki tabyalara saldırı gerçekleştirdi.

Çanakkale Boğazı’na döşenen 11 mayın hattı ile Türk topçusunun başarılı manevraları ve isabetli atışları, 18 Mart’taki deniz zaferinin kazanılmasını sağladı.

O dönemde Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa’dan sonra Türk topçusunun başındaki ikinci yetkili olan Miralay Mustafa Talat Bey’de zaferin kahramanları arasındaki yerini aldı.

Adı harp cerideleri hariç, hiçbir yerde geçmiyor

Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Sayılır, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, 1. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden birisini teşkil eden ve tarihte önemli bir yere sahip olan Çanakkale cephesinin iki aşaması bulunduğunu söyledi.

Bunlardan birincisinin 18 Mart 1915’te yapılan Çanakkale Boğazı’nın denizden donanmayla zorlanması, ikincisinin ise 25 Nisan 1915’te başlayıp, 9-10 Ocak 1916 tarihinde sona eren kara muharebeleri olduğuna işaret eden Sayılır, ”Miralay Mustafa Talat Bey, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı konuş kuruluşunda yer alan 2. Ağır Topçu Liva Komutanı olarak Çanakkale muharebeleri süresince görev yaptı.” dedi.

Sayılır, 18 Mart 1915’teki Çanakkale Boğazı zorlanması girişiminde, 3, 4, ve 5. ağır topçu alaylarının Talat Bey’in livasına bağlı olarak görev yaptığını, boğaz harbinin kazanılmasında Türk topçusunun büyük gayreti ve fedakarlığı bulunduğunu, Miralay Mustafa Talat Bey’in bu buhranlı günlerde topçuların bağlı olduğu komutan olarak görevinin başında bulunduğunu bildirdi.

Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında da aynı görevi yürüten Mustafa Talat Bey’in 15 Haziran 1918 tarihinde Berlin Zehair Teslim ve Sevk Komisyonu’na tayin edildiğini aktaran Sayılır, 8 Mayıs 1923 tarihinde sağlık nedenlerinden dolayı emekli olduğunu, 5 Temmuz 1934 tarihinde 70 yaşında hayata veda ettiğini dile getirdi.

Sayılır, Miralay Mustafa Talat Bey’in özellikle Çanakkale Deniz Muharebesi’nde oldukça önemli görevde olmasına rağmen, adının neredeyse harp cerideleri hariç, hiçbir yerde geçmediğini belirterek, şu bilgileri paylaştı:

”Ailesinden alınan bilgilere göre Sultanahmet’teki evleri bir yangın sonucunda tamamen yanmış ve hiçbir tarihi vesika kurtarılamamıştır. Ailenin elinde sadece Miralay Mustafa Talat Bey’in kahramanlıklarının nişanesi madalyaları kalmıştır. 1934 yılında CHF Konya Halkevi Dil, Edebiyat, Tarih Araştırmaları No: 1 künyesi ile yayımlanan kitapçıkta emekli İstihkam Albayı İsmail Hakkı (Koman), ‘Konya ve havalisinin yetiştirdiği büyükleri tarih bakımından bilmek ne kadar faydalı ise yine buralarda gömülü bulunan büyüklerimizi de bilmek o kadar mühimdir.’ üst başlığı ile Miralay Talat Bey ana başlığında bir yazı kaleme almıştır. Bu kitapçık Miralay Talat Bey’in ölümünden kısa bir süre sonra yayımlandığı anlaşılmaktadır.”

Kitapçıkta Koman’ın yazısı hakkında bilgi veren Sayılır, şunların kaleme alındığını kaydetti:

”18 Mart 1915’te Çanakkale’nin İngiliz ve Fransız donanmaları tarafından cebren geçilmesi için zorlandığı vakit orada topçu kumandanı bulunan ve kahharane müdafaasıyla dünyanın en kuvvetli donanmasını felce uğratan ağır topçu miralaylığından mütekait Talat Bey felç neticesinde Konya’da hayata gözlerini kapamıştır. Daha mektep hayatında iken mertliği, tok sözlülüğü ve çok nezih ahlakı ile arkadaşları arasında temayüz ederek Sultanahmetli Küçük Talat namını almış olan merhum 1889 senesinde mülga Mühendishane Bahr-i Hümayundan Mülazım Evvel olarak çıktıktan sonra muhtelif vazifelerde bulunarak kat-i meratip etmiş ve Balkan Harbi’nin nihayatlerine doğru Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Topçu Liva Komutanlığı’na tayin olunmuştur. 18 Mart’ta düşman donanmasının 18 adet birinci sınıf ve sair büyük, küçük bir çok harp gemileriyle boğaz istihkamatını şidetli ateş altına aldığı gün, bütün topçu düellosunu idare ve muvaffakiyeti temin eden Talat Bey merhum hiç şüphesiz bu büyük zaferin kahramanlarından biridir. Dünyanın en büyük devletlerinin en büyük donanmalarının hezimet-i kahhariyesine -bir kaç dretnot batırıp bir kaçını da işe yaramaz bir hale getirmek suretiyle- sebebiyet vererek vazifesini kahramanca yerine getirmiş olan Talat Bey Türk harp tarihinde büyük bir mevki tutmuştur. Çünkü Türk milleti Çanakkale’nin gerek deniz ve gerek kara muharebelerinde cihan askerliğine ders vermiştir. 1919’da tekaüt edilen merhum mesleğinde çok yüksek bilgisine, itimad-ı nefsine, üstün cesaretine, çabuk karar vermek hasletine ve isabet-i reye malikti. Uzun zamanlar Almanya ve Fransa’da memuren bulunan merhum, Alman ve Fransız lisanlarına bihakkın vakıf olduğu halde, Türklüğünü her şeyden üstün tuttuğundan icab-ı kat’i olmadıkça konuşmasında bu lisanlardan tek bir kelime bile söylemezdi. Kısa boylu, sevimli güler yüzlü, tatlı sözlü, kabadayı tavırlı, mütevazı, ahlaken pek nezih ve çok müşfik bir asker olan Talat Bey’i bilmeyen, tanımayan ve kendisine hürmet etmeyen hiç bir fert yoktu. Türk ordusuna bilfiil kırk seneden fazla çok kıymetli hizmetler etmiş olan, sözünü saklamayan, riya ve tekapu bilmeyen bu değerli askerin vefatı meslek arkadaşlarıyla millet için zayiattandır. Bu ölüm karşısında en derin acılar duyduk. Yüksek ruhuna bizden derin minnetler ve sonsuz saygılar.”

Hibya Haber Ajansı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here